Dil, sadece iletişim kurmak için değil, aynı zamanda toplumsal düzeni sağlamlaştırmak ve bireyi sisteme uyumlu hale getirmek için de kullanılır.
1. Statükonun Meşrulaştırılması
Atasözleri, genellikle "kabullenme" ve "sorumluluğu bireye yükleme" üzerine kuruludur.
"Kendi düşen ağlamaz": Başarısızlığın veya mağduriyetin faturasını tamamen bireye keser. Sistemsel hataları, şanssızlığı veya haksız rekabeti görmezden gelmeni sağlar. "Hata sendeydi, sus ve katlan" mesajı verir.
"Şeriatın kestiği parmak acımaz": Adalet sisteminin (o günkü otoritenin) mutlak doğru olduğunu ve sorgulanmaması gerektiğini savunur. Burada amaç, toplumsal vicdanı susturmak ve otoritenin kararlarına karşı bir direnç gelişmesini engellemektir.
2. Sosyal Kontrol Mekanizması
Sistemler, her zaman kaba kuvvetle ayakta duramazlar. İnsanların zihinlerine "doğru olanın bu olduğu" fikrini yerleştirmeleri gerekir.
Bu tarz kalıplar, bireyin itiraz etme kapasitesini elinden alır.
Eğer bir haksızlığa uğradığında "Alın yazım buymuş" veya "Ben kaşındım" dersen, sistemi sorgulama ihtiyacı duymazsın. Bu da sistemin en az maliyetle, yani isyan çıkmadan devam etmesini sağlar.
3. Psikolojik Bir "Savunma" mı, Yoksa "Pranga" mı?
Bu sözlerin bir de pragmatik (faydalı) tarafı vardır: İnsanı, değiştiremeyeceği geçmişe takılıp kalmaktan kurtarabilir. Ancak bu fayda, genellikle sistemin çarklarını yağlamaya yarar.
Bir nevi "toplumsal anestezi" gibidir; acıyı hissetmezsin ama parmağın gerçekten kesilmiştir.