9sa önce
Ebrar Duman gönderisi
Bir damla suyun yüzeyinde yüz yüzler içinde yüzlerce damla.
Aşkın giyotini iniyor en masum cümlelerin başına
İnancımı firhistledim fakat
Parçalanıp elimden yere düşen 99 boncuk, gökyüzüne çarpıyor.
Her biri kendi içinde bir evren,
Elimde kalan ipi prangalı hislerin ağırlığıyla sallanıyor.
İnsan en çok susarken kopuyor hayattan,
gürültü yapmadan dağılıyor, iz bırakmadan siliniyor.
Ben de öyle yapıyorum işte;
büyük vedalar etmeden, kapıları çarpmadan, kimseyi uyandırmadan çıkıyorum artık.
İçimden zamanın gölgesi ömrü kemiriyor,
zincirler görünür hale geliyor, görünmeyenler felsefe yapıyor.
Bir müzayede salonu kalbim;
en kıymetli anılar, en ucuza gider,
“satıyorum” derim, “vazgeçtim” diye yankılanır içimde. İntihar etmiş bir ressamın tablosu gibi
herkes bakar, kimse anlamaz.
şimdi boş bir çerçeve gibi duvarda asılı:
içi alınmış, kendisi unutulmuş.
Kayıp ve esaret birbirine karışıyor,
hapsolmuş düşünceler duvarları sertleştiriyor,
görünmez fikirler zincirlenmiş kuş gibi çırpınıyor;
kanat çırpışı bile esirliğe dönüşüyor.
Haysiyet, özgürce fırlayan yıldız;
ayak bileğine dolanan ip, tek renkli ışık gibi sızıyor ama hemen sönüyor.
Bütün hisler eriyor,
düşünceler ışık oluyor, ışık düşünceye, renk zincire dönüşüyor.
Zincirler eriyor, parlıyor, nefes oluyor;
nefes zincir oluyor.
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Yorum yapmak için giriş yap