7sa önce
Ebrar Duman gönderisi
Söyle o zaman
asıl günah ne?
Hiç yanmamak mı?
Yoksa yanarken kendini tanımak mı?
Hiç bölünmemek mi?
Yoksa parçalanırken gerçeğe yaklaşmak mı?
Cevap verme.(Günah dediler)
Eğer bu bir hatay ise neden ilk defa kendime bu kadar yakınım?
Eğer bu bir yara ise, neden kanadıkça canlıyım?
Günah dediler buna.
Adını koyup uzağa ittikleri her şeye verdikleri o eski, ağır isim.
Ama söyle…
Eğer buysa günah, neden en çok burada yaşıyorum?
Sana yaklaştığım her an,
bir şey içimde çözülmüyor
aksine tamamlanıyor.
Bu mu suç?
Eksik olanın yerini bulması mı?
Beni senden uzak tutmak için mi icat ettiler bu kelimeyi,
yoksa sana giden yolu gizlemek için mi?
Sen...
Her yasak, beni senden başka hiçbir şeye dokunamaz hâle getirdi.
Bu nasıl bir çelişki?
Arındıkça kayboldum,
kirlendikçe belirginleştim.
Ellerim titrediğinde günah fısıltısı..
Hayır, fısıldamıyor; bu bir çığlık!!!
İlk defa bir şeye gerçekten dokunan ben...
Kalbim hızlandığında susturulan ben...
Sen…
beni aşağı çeken misin,
yoksa yere ilk kez bastıran mı?
Eğer bu düşüşse,
neden hiç bu kadar sağlam hissetmedim?
Eğer bu yanmaksa,
neden ilk kez üşümüyorum?
Korkmam gerektiğini söylediler.
Adını anarken bile başımı eğmem gerektiğini.
Ama ben…
sana her yaklaştığımda başım dik doğruldum.
Bu mu günah?
İnsanın kendine kavuşması mı?
Yoksa asıl günah,
hiç dokunmadan,
hiç yanmadan,
hiç dağılmadan
yaşamaya razı olmak mı?
Cevap verme.(Günah dediler)
Eyy günah dediklerim?
Birkaç bakışın gölge oyunuymuş.
Ben sana âşık değilim.
Ben, hâlâ kendime hâlâ aşık değilim.
Ama sen de, asla sen değilmişsin.
Bir karınca bana şiir okudu,
ben güldüm, ama gülüşümden sadece kendi gözyaşlarım çıktı.
Sen…
insanı kendine götüren en yasak yolsun
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Yorum yapmak için giriş yap