4/10
Martin Eden
Jack London
Martin Eden, yirmili yaşlarının başında yakışıklı bir denizci. Eğitimi olmayan ama hayatı fazlasıyla tanımış bir adam. Ellerinde emeğin sertliği, üstünde yoksulluğun izleri var. Düzeni, görgüsü, dili “doğru” sayılan çevrelere göre kusurlu ama zihni sürekli çalışan, öğrenmeye aç biri. Bir denizci olarak başlayıp yazar olmaya tutunmasının hikayesini anlatan bu roman'da Martin’in mesleği ve bakış açısı değişirken aslında kendini var etme biçimi de değişiyor. Okuyor, yazıyor, reddediliyor, yine yazıyor. Bu onun sevdiği kadına kendini ispat etme, layık görme savaşı. Bu onun pes etmeme hikayesi. Eğer yaşamla ilgili biraz da olsa çaba sarfettiyseniz Martin'i seveceksiniz. Çünkü onda kendinizden bir parça bulacaksınız.
Martin, girdiği her ortamda biraz fazla, biraz eksik kalıyor. Kaba bulunuyor, fazla hırslı görülüyor, büyük hayaller kurmakla suçlanıyor. Ama o kendisini durduran sebebi keşfedene kadar durmuyor. Onurlu bir adam çünkü. Yoruluyor ama pes etmiyor, küçümsendiği anlarda bile kendine olan inancını tamamen yitirmiyor. Çünkü bir amacı var. Sevdiği bir kadın, uğrunda harcaması gereken yılları var. Bu da onu klasik bir aşk romanının üstüne çıkarıyor..
4/10

1984
George Orwell, Celal Üster
George Orwell, 1984'ü aslında bir roman olarak değil, insanlığa yazılmış bir uyarı mektubu olarak kaleme almış. Ben bu kitabı bitirdiğimde sadece bir hikâye değil, gözümün önünde dev bir sistemin nasıl insanı toz zerresine çevirebildiğini gördüm. Yani mesele Winston’ın başına gelenler değil, dünyanın başına çoktan gelmiş olanlar..
Her duvarda bir ekran, her ekranda bir "Büyük Birader" var.
Düşünmek, mutlu ya da sessiz olmak dahi dikkat çekiyor.
Devlet sadece insanın ağzından çıkan sözcükleri değil, zihninin kıpırtısını bile kontrol ediyor. Peki nedir bu büyük biraderler? Elbette telefonlarımız..
Winston’ın dünyasında gözetlenmekten kaçmak imkansızdı fakat bizim dünyamızda insanlar kendi isteğiyle izleniyor. Özgürüz diyoruz, peki neden hepimiz aynı şeyleri giyiyor, aynı şeyleri düşünüyor, aynı şeyleri yiyor, aynı şekilde konuşuyoruz? İplerimizin telefonların elinde olmadığını savunmak delilik olmaz mı bu durumda? İşte George Orwell bu kitapta bize tam da bunu anlatıyor. Bilinçli olarak okunmadığında yazarın diğer eseri olan hayvan çiftliği kadar zevkli gelmez belki ama içinde çok keskin cümleler, çok derin anlamlar olan bu kitabın doğru zamanda, doğru eller tarafından kesinlikle okunmasını tavsiye ediyorum.
4/10
Vadideki Zambak
Honoré de Balzac
Kendisine karşı son derece soğuk ve sevgisiz bir anne, ilgisiz ve hanımcı bir baba ve bencil kardeşleriyle büyüyen, ailesiyle ilişkileri pamuk ipliğine bağlı olduğu için zor bir çocukluk ve ergenlik geçirmiş, bu yüzden de içindeki boşluğu kaçınılmaz bir son olan sevgiyle doldurmaya çalışan felix'in; kendini hasta ve huysuz bir eşe ve çocukları jacques'la madeleine'ye adamış erdemli herniette'e aşkını(!) anlatıyor. Henriette'in mektubunda "size kıskanç, ama ölecek derecede kıskanç olduğumu söylememiş miydim? İşte ölüyorum.." sözü Henriette'in 'kalbinin sevgili çocuğu'na duyduğu yersiz bir kıskançlık olmaktan ziyade, bir kadının sevgisini arzulayan tasasız adamların çaresiz bir kadını nasıl çiçek gibi kurutabileceğinin kanıtı. Sezai Karakoç'un şiirlerini okuduysanız kitap boyunca kafanızın içinde monna rosa şiiri okunacak, okuyan da Henriette olacak..

Od
İskender Pala
"Kafese konulmuş bir aslan mağlup sayılır mı?"
Yunus Emre'nin bu sözünü kitaplığımda yıllardır bekletip "iskender Pala'nın dili çok ağır" diyenlerin vermiş olduğu önyargıya dayanarak erteleyip durduğum bu güzel kitaba ithaf ediyorum.
Roman yunus Emre'nin manevi yolculuğunu dönemde yaşanan tarihsel olaylara da yer vererek anlatıyor.
Kitaba ismini veren "od", odun (ateş veren şey) kelimesinin ilk hecesi. Tapduk Sultan'ın hizmetinde iken görevi odun taşımak olan Yunus Emre, gönüllerde aşkı tutuşturan alevli kısmına talip oluyor.
O Sitare'yi nasıl sevmek öyle... Eşi Sitare'ye beslediği pir-ü pak aşkı insanın içini eritiyor, ben yunusun vefasından da aşkından da razıyım..

Çalıkuşu
Reşat Nuri Güntekin
Başkalarının içinde yaşarken öyle herkese, her şeye yabancı bir halin, rüya gören insanlara mahsus dalgın, mahzun bir gülümseyişin var ki, yüreğimi yakıyor.
4

Romeo ve Juliet - Hasan Ali Yücel Klasikleri
William Shakespeare
Yarayla alay eder, yaralanmamış olan.
6