İçeriğe atla
N
Nİnceleme

18sa önce

N "Hamlet" hakkında

10/10
Hamlet

Hamlet

WİLLİAM SHAKESPPEARE

Hamlet benim için sadece iyi bir kitap değil, doğrudan bir zirve. Ama bu zirve, karakterlere hayran kalmamdan değil; onların rahatsız edici derecede gerçek olmasından geliyor. Hamlet’e hayranlık duymadım, onu sevmedim bile denebilir. Ama zaten onu bu kadar güçlü kılan şey de bu: sevilmeye ihtiyaç duymayan bir gerçeklik taşıması.

Hamlet, düşünen insanın sınırıdır. Bir insanın düşünerek ne kadar ileri gidebileceğini değil, ne kadar ileri gidince kendini yok edeceğini gösterir. Günümüzde insanlar karar vermeden önce düşünür; Hamlet ise karar veremeyecek noktaya gelene kadar düşünür. Onun trajedisi eylemsizlik değil, düşüncenin fazlalığıdır. Çünkü bazı anlar vardır; düşünmek değil, hareket etmek gerekir. Hamlet ise o anları kaçıran bir karakterdir. Sanki düşmekte olan birini kurtarmaya karar verene kadar onu izleyen biri gibi… ve o kişi çoktan yere çarpmıştır.

İntikam isteği, yapılanlardan duyduğu tiksinti ve ahlaki sorgulamaları onun vicdan sahibi biri olduğunu gösterir. Ama aynı karakterin Ophelia’ya karşı sergilediği tavırlar, bu vicdanın ne kadar seçici olduğunu ortaya koyar. Hamlet herkesi tartar, herkesi yargılar; fakat söz konusu Ophelia olduğunda aynı hassasiyeti göstermez. Bu çelişki, onu yücelten değil, onu gerçek yapan şeydir.

Benim için en güçlü karakter Horatio oldu. Çünkü o, bu karmaşanın içinde bozulmayan tek kişi. Sadakatiyle, duruşuyla ve Hamlet’e olan bağıyla ayakta kalan tek karakter. Oyunun sonunda hayatta kalması bir ödül değil; bu hikâyeyi anlatabilecek tek kişi olmasıdır.

Ophelia ise ne sevdiğim ne de nefret ettiğim bir yerde duruyor. Duygusal olarak zayıf ve kırılgan bir karakter. Onu suçlamak zor ama güçlü bulmak da mümkün değil. Daha çok, başkalarının kararlarının içinde ezilen bir figür gibi kalıyor.

Kral Claudius ve kraliçe ise yalnızca kötü değil, çürümüş karakterler. Onlar birey olmaktan çok, yozlaşmış bir düzenin yansıması. Ve belki de bu yüzden bu kadar itici ve nefret edilesiler.

Hamlet ise tüm bunların ortasında, bir arafta duruyor. Hem doğruluğuyla öne çıkan hem de kendi zihninde kaybolacak kadar parçalanmış bir karakter. Aslında kazanabileceği bir savaşı kaybetmiyor… ama kazanamıyor da. Çünkü en büyük savaşı dışarıda değil, kendi içinde veriyor. Ve o savaştan sağ çıkan biri yok.

Bu yüzden bu hikâyede gerçek bir kazanan yok.

Çünkü bazı zaferler, kazanılmış olsa bile hissedilmez.

Ve sevinilmemiş bir savaşın kazananı olmaz.

Henüz yorum yok. İlk sen yaz!

Yorum yapmak için giriş yap