İçeriğe atla
Yüzyıllık Yalnızlık
Rana
Ranaİnceleme

4sa önce

Rana "Yüzyıllık Yalnızlık" hakkında

4/10
Yüzyıllık Yalnızlık

Yüzyıllık Yalnızlık

Gabriel García Márquez

Yüzyıllık Yalnızlık benim için hayranlıkla değil, sabırla bitirdiğim bir kitaptı. Edebi gücünü inkâr etmek zor; Márquez gerçekten yaşayan, nefes alan, çürüyen bir dünya kuruyor. Ama mesele şu ki ben o dünyanın içinde bulunmaktan hiç keyif almadım. Kitap boyunca aynı isimlerin, aynı hataların, aynı arzuların kuşaktan kuşağa dolaşması bir noktadan sonra derinlik hissinden çok zihinsel yorgunluk yarattı bende. Sürekli soy ağacına dönüp “şu kimdi?” diye bakmak, anlatının büyüsüne kapılmaktan çok onun dışında kalmama neden oldu. Büyülü gerçekçilik denilen şey ise bende büyülenme hissi değil; yer yer kaotik, yer yer mide bulandırıcı bir bulanıklık bıraktı. Özellikle ensest ilişkilerin ve ahlaki çürümenin bu kadar yoğun işlenmesi, romanın atmosferini benim için estetik olmaktan çıkarıp boğucu bir hâle getirdi. Evet, bunlar bilinçli tercihler olabilir; bir soyun kendi içine kapanarak çöküşünü anlatıyor olabilir. Ama edebiyatta niyet kadar okurda bıraktığı his de önemlidir. Ben bu kitabı okurken insan ruhuna dair bir derinlikten çok, uzun süren bir karanlığın içinde dolaşıyormuşum gibi hissettim. Belki de problem kitapta değil, benim edebiyattan beklediğim şeydeydi. Çünkü ben bir romanı bitirdiğimde zihnimde sadece etkileyici cümleler değil, insana dair bir sıcaklık da taşımak istiyorum. Bu kitap ise bana hayranlık duygusundan çok yabancılık hissi bıraktı. Bazı kitaplar seni içine çağırır. Bu kitap bana sürekli kapısını kapatıyormuş gibi geldi.

Henüz yorum yok. İlk sen yaz!

Yorum yapmak için giriş yap