6sa önce
Özgeee "Kayıp Kelimeler Sözlüğü" hakkında
10/10Kayıp Kelimeler Sözlüğü
undefined
Kayıp Kelimeler Sözlüğü... Bir filoloji mezunu olarak, adını duyar duymaz "Tam benlik bir konu!" diyerek elime almıştım. Ancak kitap beni, teknik bir okumanın çok ötesinde, dildeki eril tahakkümün ve toplumsal cinsiyetin o aşılmaz duvarlarıyla yüz yüze bıraktı.
Kitap ilerledikçe, Esme’nin o meşhur sözlük masasının altında biriktirdiği kağıt parçaları, benim için sadece "kayıp kelimeler" olmaktan çıktı; resmi tarihin dışladığı kadın seslerinin birer çığlığına dönüştü.
Biz fakültede dilin canlı bir organizma olduğunu, değiştiğini öğreniriz. Ancak Kayıp Kelimeler Sözlüğü, bu değişimin kimlerin süzgecinden geçtiğini yüzümüze çarpıyor. Yüzyıllardır sözlükleri yazan o "büyük adamların", hangi kelimenin "layık" hangi kelimenin "kaba" olduğuna karar verirken aslında dünyayı nasıl erkek egemen bir kalıba döktüğünü görmek kan dondurucu. Esme, o masanın altında kadınların emeğini, acısını ve gündelik yaşantısını biriktirirken; aslında dildeki o devasa boşluğu, yani bizim yok sayılan varlığımızı doldurmaya çalışıyor. Ne kadar okumuş olursak olalım, hangi akademik unvana sahip olursak olalım; ataerkil bir toplumda hayatta kalmaya çalışan kadınlar olarak o eril gölgeyi üzerimizden atmak sandığımız kadar kolay değil.
Fark ettim ki, profesyonel hayatımda ve sosyal çevremde "doğru" kabul edilmek adına içimdeki o özgün kadın sesini çoğu zaman kendim bile bastırmışım. Esme’nin sözlüğe giremeyen kelimeleri koruma çabası, benim için bir bakıma kendi sesimi ve kelimelerimi geri kazanma mücadelesine dönüştü.
Sonuç olarak;
"İyi ki okumuşum" dediğim bu eserde anladığım, biz kadınlar kendi kelimelerimize ve tanımlarımıza sahip çıkmadıkça, o devasa "resmi" sözlükler bizim hikayelerimizi hep eksik, hep başkalarının gözünden yazmaya devam edecek.
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Yorum yapmak için giriş yap